Çocuğum ödev yapmak istemiyor: ne yapmalıyım?

· 8 dk okuma · DutyDoodles

Akşam saat yedi: çanta ortada, defter kapalı. "Ödevini yap" diyorsunuz, "istemiyorum" cevabını alıyorsunuz. Bu yazı o cümlenin arkasında ne olabileceğine ve akşamı kavgaya çevirmeden nasıl ilerleyebileceğinize bakıyor. Sihirli bir cümle yok; ama sorunu daraltmak işi gerçekten kolaylaştırıyor.

"İstemiyorum" tek bir şey demek değil

Çocuk "istemiyorum" dediğinde birbirinden çok farklı şeyleri aynı kelimeyle anlatıyor olabilir. Hangisi olduğunu bilmeden verilen tepki de çoğu zaman tutmaz: başlamakta zorlanan çocuğa motivasyon konuşması yapmak, yorgun bir çocuğa ödül vaat etmek işe yaramaz. Bir hafta boyunca direncin tam hangi anda çıktığını not etmek, aşağıdaki dört başlıktan hangisinde olduğunuzu şaşırtıcı biçimde hızlı gösterir.

İşi başlatamıyor

Çocuk ödevi yapmayı reddetmiyor, başlamayı erteliyor. Kalem aranır, su içilir, kardeşle konuşulur, tuvalete gidilir. Burada sorun ödevin kendisi değil, ilk otuz saniye. Çözüm de ilk otuz saniyeyi küçültmekten geçiyor: masa önceden hazır olsun, defter açık dursun ve ilk iş gözle görülecek kadar küçük olsun. "Matematiğe başla" yerine "sadece ilk soruyu okuyalım" demek, aynı işin çok daha kolay girilen bir kapısı.

İş gözüne çok büyük görünüyor

Üç ders, iki sayfa ve bir proje aynı anda söylenince çocuk bunları tek bir yığın olarak görür; yığınlar ürkütücüdür. Bu durumda listeyi bölmek tek başına rahatlatıyor: bugünün işleri ayrı, yarının işleri ayrı dursun ve her satır tek bir eylem olsun. "Matematik" değil "matematik sayfa 24"; "proje" değil "projenin başlığını seç". Çocuğun bitince işaretleyebileceği kadar küçük parçalar, aynı ödevi yapılabilir hale getiriyor.

Yapamamaktan çekiniyor

Bazı çocuklarda direnç, yanlış yapma korkusunun kılığıdır. Özellikle yeni bir konu başladığında ya da son ödevden düşük not geldiğinde görülür. İpucu şudur: çocuk "istemiyorum" derken konuyu değiştirmeye çalışır, defteri göstermek istemez, "zaten yapamıyorum" gibi cümleler kurar. Burada süre ya da kural eklemek işi kötüleştirir. İlk iki soruyu birlikte yapmak, yanlış cevabın normal olduğunu göstermek ve sonucu değil çabayı fark etmek daha çok yardım ediyor.

Zamanlama kötü

Okuldan yeni gelmiş, yemek yememiş ya da antrenmandan çıkmış bir çocuktan sakin bir ödev saati beklemek gerçekçi değil. Aynı çocuk yarım saat sonra, karnı doyduktan sonra bambaşka olabiliyor. Direnç her gün yaklaşık aynı saatte çıkıyorsa, denemeniz gereken ilk şey çocuğu değiştirmek değil saati değiştirmek.

Yaşa göre neyi beklemek gerçekçi

Aşağıdaki tablo kesin bir ölçü değil; nereden başlanacağını gösteren bir çerçeve. Çocuğunuz bir satırın üstünde ya da altında olabilir. Önemli olan oturuş süresini çocuğun şu anda dayanabildiği yerden başlatıp oradan büyütmek. Baştan uzun bir süre koyarsanız o süre her akşam ihlal edilir ve bir süre sonra kimse listeye inanmaz.

Yaş gruplarına göre ödev oturumu, ebeveyn rolü ve liste uzunluğu
YaşTek oturuşta çalışmaEbeveynin rolüGünlük liste uzunluğu
5-6 yaş5-10 dakikaYanında oturun, işi birlikte başlatın1-2 satır
7-8 yaş10-20 dakikaAynı odada olun, soru gelince yardım edin2-3 satır
9-11 yaş20-30 dakikaBaşlangıçta ve sonda uğrayın3-4 satır
12 yaş ve üstü30-45 dakikaGünde bir kez birlikte gözden geçirin4-5 satır

Tablodaki süreler "bu kadar çalışmalı" demek değil, "bu kadardan sonra mola vermek normaldir" demek. Mola da işi bırakmak değil: beş dakika kalkmak, su içmek ve geri gelmek çoğu çocuk için ikinci oturuşu mümkün kılıyor. Molanın ekranla geçmemesi ise tek pratik kuralımız; ekran açıldıktan sonra masaya dönmek çok daha zor.

Adım adım plan

Aşağıdaki sıra bir hafta boyunca aynı kalırsa işe yarıyor. Her akşam yeni bir yöntem denemek, çocuğun ne bekleyeceğini bilmemesi anlamına gelir; öngörülemeyen bir düzen de direnci azaltmaz.

  1. Direncin hangi noktada çıktığını bir hafta not edin. Başlamakta mı zorlanıyor, ortasında mı bırakıyor, yoksa belirli bir derste mi tıkanıyor? Not etmediğiniz şeyi değiştirmek zordur.
  2. Saati çocukla birlikte seçin ve sabitleyin. "Yemekten sonra" gibi bir çapa, "akşam bir ara"dan çok daha güçlü. Hafta içi her gün aynı saat olsun.
  3. Bugünün listesini tek bir yere, tek satırlar hâlinde yazın. Yukarıdaki tablodaki uzunluğu aşmayın. Her satır tek bir eylem olsun ve bitirince işaretlenebilsin.
  4. Sırayı çocuğunuz seçsin. Hangi dersle başlayacağına o karar verince iş "benim planım" olur. Bu, yapılacak işi azaltmaz; ama direnci belirgin biçimde azaltıyor.
  5. İlk iki dakikayı birlikte geçirin. Oturun, ilk soruyu yüksek sesle okuyun, kalemi verin ve çekilin. Çoğu akşam ilk iki dakikada kazanılır ya da kaybedilir.
  6. Molayı baştan söyleyin. "Yirmi dakika sonra beş dakika mola" demek, çocuğun sonunu görebildiği bir iş yaratır.
  7. "Bitti"yi çocuk söylesin, siz günde bir kez bakın. Her satırın başında durmak yerine akşamın sonunda listeye birlikte bakın. Eksik kalan iş varsa yarına nasıl sığacağını konuşun; o akşam ceza konuşmayın.

Genellikle işi kötüleştiren üç alışkanlık

  • Her akşam yeniden pazarlık etmek. "Şunu yaparsan tablet" cümlesi bir akşamı kurtarır, ertesi akşam fiyatı yükseltir.
  • Ödevi uyku saatinin ötesine sürüklemek. Bitmemiş ödevi gece yarısına taşımak hem ertesi günü hem de ödev saatinin itibarını bozar. Belirlenen saat bittiğinde durup durumu öğretmene yazmak genelde daha iyi sonuç veriyor.
  • Her satırı denetlemek. Yanında durup her soruyu kontrol etmek o akşam işi bitirir; ama takibi kalıcı olarak sizin işiniz hâline getirir. Hedef, çocuğun kendi listesini kendi kapatması.

Sık sorulan sorular

Ödevi yapmazsa sonucuna katlanmasına izin vermeli miyim?

Ara sıra evet; ama bunu bir ders verme aracı olarak kurmak yerine doğal akışına bırakmak daha iyi sonuç veriyor. Ödev bitmediğinde olan şeyi (öğretmene açıklamak, eksik teslim etmek) çocuğun kendisinin yaşaması, sizin hatırlatmanızdan daha etkili. Durum her hafta tekrarlıyorsa sorun büyük olasılıkla motivasyon değil, düzen: saat, liste uzunluğu ya da konunun zorluğu gözden geçirilmeli.

Ödül vermek doğru mu?

Küçük ve öngörülebilir bir şey (işaretlenmiş listeye birlikte bakmak, hafta sonu bir aile etkinliği) zarar vermiyor. Sorun, ödülün her akşam yeniden pazarlık konusu olmasında. Ödülü işin bitmesine değil saatinde başlamaya bağlamak, bizim gözlemimizde daha az tartışma çıkarıyor; çünkü çocuğun kontrolünde olan kısım başlamak.

Kardeşler aynı saatte mi çalışsın?

Yaşları yakınsa aynı saatte başlamak ikisini de kolaylaştırıyor: ev sakinleşir ve "sadece bana söylüyorsunuz" duygusu kaybolur. Ama süreleri eşitlemeyin. Küçük olan tablodaki kendi süresi kadar çalışır, bitince sessiz bir işe geçer; büyüğün çalışması devam eder.

Ödeve ne kadar yardım etmeliyim?

Cevap vermek yerine soru sormak iyi bir sınır: "burada ne isteniyor?", "benzerini sınıfta nasıl yapmıştınız?". Çocuk tamamen tıkandıysa bir örneği birlikte yapıp ikincisini ona bırakmak işe yarıyor. Ödevi sizin bitirmeniz ise öğretmenin çocuğun gerçekte nerede olduğunu görmesini engelliyor.

Bu direnç ne zaman uzman işi?

Dikkatini toplamakta süreklilik gösteren bir güçlük, okula gitmek istememe, uyku sorunları ya da kaygı belirtileri eşlik ediyorsa ve durum haftalardır değişmiyorsa, okulun rehberlik servisi ya da bir uzman doğru adres. Bu yazıdaki adımlar evde bir takip düzeni kurmaya yardım eder; bir değerlendirmenin yerine geçmez.

DutyDoodles bu planın neresinde

DutyDoodles'ı tam bu döngü için yaptık: bugünün ödevleri ve ev sorumlulukları tek listede durur, çocuk bitirdiğini kendi ekranında işaretler, siz günde bir kez "kontrol bekleyen" işlere bakarsınız. Böylece akşamın konusu "ödevini yaptın mı?" olmaktan çıkıyor. Saat ve süre için ödev saati nasıl belirlenir yazısına, listenin ödev dışı kısmı için yaşa göre sorumluluk listesine bakabilirsiniz. Denemek isterseniz ücretsiz paketle bir çocuk profiliyle başlayabilir, diğer yazılarımıza blog sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi ya da psikolojik tavsiye değildir. Çocuğunuzun dikkat, öğrenme ya da kaygıyla ilgili bir güçlüğü olduğunu düşünüyorsanız bir uzmana danışın.